Sivilce Neden Olur? Tedavi Yöntemleri Nelerdir?


Sivilce (Akne) Nedir?

Yüz, boyun, sırt ve gövdede yer alan, yağ bezlerinin aktivitesinden kaynaklanan, ciltten kabarık olarak görülen, zaman zaman içi iltihaplı olabilen sivilcelerdir. Ergenlik döneminde en sık görülen dermatolojik hastalıktır. 12-18 yaşları arasındaki bireylerin yaklaşık %40’ında görülür.

Sivilce Neden Olur?

Oluşumunda bir çok faktör rol oynar. Genetik olarak yatkın kişilerde yağ salgısının deri dışına atıldığı kıl-yağ bezi kanalında kalınlaşma ve buradaki hücrelerin yapışkanlığından dolayı kanalın tıkanmaya meyilli olması önemli bir faktördür. Diğer faktörler ergenlik döneminde artan yağ salgısının ( sebum) bu kanalda birikerek komedon adı verilen siyah ya da beyaz noktaları oluşturmasıdır. Gözeneklerin tıkanmasında genetik faktörler kadar fiziksel faktörler de rol oynar. Fiziksel faktörler arasında sürülen yağlı kremler, sıcak hava, terleme artışı, makyaj ve uygun cilt temizleyicilerin kullanılmaması sayılabilir. Sivilceye yol açan diğer sebepler arasında ise; bu tıkanan gözeneklerdeki sebuma bakterilerin yerleşmesi ve burada bir yangıya yani inflamasyona neden olması gelir. Bu şekilde oluşan sivilcede cildimizde kızarıklık ve iltihaplanmış sivilceler görülebilir. Sivilce ile karaciğer bozukluğu arasında bir ilişki bulunmamaktadır ve bu iki hastalık arasında kurulan sıkı bağ tamamen bir hurafeden ibarettir. Ailesinde şiddetli sivilce sorunu olan bireylerde sivilce daha yoğun görülebildiği gibi hiç sivilce görülmeyebilir. Fakat yine de genetik bir yatkınlık söz konusudur.

Diyet ile Sivilce Arasında Bağlantı Var mıdır?

Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda sivilce ile yediğimiz gıdalar arasında direk bir bağlantı bulunamamıştır. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalarda yüksek glisemik indeksi olan gıdalarla (Glisemik indeksi yüksek olan besinler kan şekerinin hızla yükselmesine ve bunun sonucunda da pankreasın depolanmış insülininin hızla kana verilmesine ve kandaki insülin miktarının hızla yükseltmesine sebep olur) sivilcenin tetiklendiği belirtilmektedir. Bu yüzden bu tür gıdaların aşırı miktarda alınması ve tek yönlü olarak kullanılması önerilmemektedir. Yüksek glisemik indeksi olan gıdalar; patates, beyaz ekmek, beyaz pirinç, beyaz şeker, işlenmiş meyve suları, muz (olgun), karpuz, krakerler, mısır cipsi ve mısır gevreğidir. Bunun dışında bazı hastalar çekirdek, yağda kızartma, çikolata gibi yağlı, kalori değeri yüksek ve hemen kana karışan gıdalardan sonra sivilce şiddetinde bir artma tariflemektedir, bu hastaların sivilce şikayetini arttırdığını düşündüğü bu tip gıdalardan uzak kalmasında fayda vardır.

Kadınlarda Adet Düzensizliği ile Sivilce Arasında Bağlantı Var mıdır?

Eğer bayan hastada sivilce ergenlik döneminde olmadığı halde ileri yaşta başlıyorsa, beraberinde adet düzensizliği, kilo vermede zorlanma, çene, karın, sırt ve meme başı çevresinde aşırı kıllanma şikayetlerinden bir veya birkaçı varsa hormon bozukluğu açısından değerlendirilmesi gerekir. Bu hastalarda özellikle yumurtalık kisti, yani polikistik over hastalığından şüphelenilir. Bu hastalıkta sivilce şikayeti oldukça dirençlidir ve tedavisi erkeklerde kullanılan asivilce tedavisinden oldukça farklıdır. Genel olarak unutulmaması gereken ise adet dönemlerinde çoğu bayanda sivilce şikayetinin artabileceğidir, bu hormonların neden olduğu doğal bir süreç olup bir hastalık belirtisi değildir. Ayrıca gebelikte de hormonların etkisiyle akne şiddetlenebilmektedir.

Sivilceyi Sıkmak Zararlı mıdır?

Evet, kesinlikle sivilceyi sıkmak, oynamak zararlıdır. Bazı sivilce tiplerinde ancak doktor gözetiminde sivilce lezyonları boşaltılabilir. Kurcalanan sivilcede iltihap yayılabilir, kızarıklık artabileceği gibi, iz kalma riski de artar.

Sivilce Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Sivilce gibi çok yaygın görülen bir hastalıkta bir çok tedavi alternatifi mevcuttur. Hafif sivilcelerde sadece yıkama ürünleri ve kremler yeterli olabilirken orta-ağır sivilcede ve hormonal aknede ağızdan hap kullanımı gerekir. Bu haplar arasında en çok kullanılanlar antibiyotikler, A vitamini türevi ilaçlar ve doğum kontrol ilaçlarıdır, fakat bunlar doktor gözetiminde ve kontrolünde uygulanmalıdır. Bunun dışında lazer, kimyasal cilt soyma (peeling), deri içine iğneyle ilaç verilmesi de kullanılan yöntemler arasındadır. Unutulmaması gereken her hasta birbirinden farklıdır ve her hastanın tedavisi ayrıdır. Günümüzde sivilce tedavi çeşitleri şu şekildedir:

1) Destekleyici Tedavi: Bu tedavide hastalara deriyi temizleyecek çok sayıda temizleyici kozmetolojik ürünler, sindetler, gül suyu, soda ve sabunlar önerilmektedir.

2) Topikal Tedavi: Bu basamakta komedolitikler (azelaik asit, retinoik asit, benzoil peroksit, salisilik asit vb), antibiyotikler (tetrasiklin, nadifloksasin, klindamisin, sodyum sulfasetamid, azitromisin) veya bunların kombinasyonları doktor gözetiminde önerilmekte ve belli bir süre kullanılmaktadır.

3) Sistemik Tedavi: İlk iki tedavinin yetersiz kaldığı olgular sistemik tedavilerle tedavi edilmektedir. Bu tedaviler antibiyotikler (azitromisin, tetrasiklin) ve vitamin A derivesi olan izotretinoin tedavisidir. Bu ilaçların da ne kadar kullanılacağına dermatolog karar vermelidir.

İzotretinoin (Roaccutane®, Zoretanin®, Aknetrent®) tedavisi piyasada bilinen tüm akne formlarına etkili olan tek tedavidir. Tedaviden sonra pek çok hastada kesin çözüm sağlamakta, daha sonra lezyonların tekrarlamasını azaltmaktadır. Diğer tüm tedavilerden sonra rekürens veya relaps dediğimiz hastalığın tekrarlaması görülürken izotretinoin tedavisinden sonra çok daha az hastada tekrarlamaktadır. Bu tedavi çok etkili olmasına rağmen çeşitli yan etkileri de bulunmaktadır, ancak bu yan etkilerin çoğunluğu tedavi esnasında veya sonrasında kaybolmaktadır. O nedenle mutlaka her türlü şikayetiniz üzerine sizi takip eden hekime başvurmanız gerekmektedir. En önemli yan etkisi deride yaptığı kuruluğa bağlı etkilerdir. Kan yağlarını arttırıp, nadiren karaciğer testlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu nedenle genellikle hekiminizin kararıyla belli aralıklarda kan tetkiki yaptırmanız gerekecektir. İlacı kullanırken en önemli nokta kesinlikle gebe kalmamanızdır. Doğurganlık yaşında olan bayanların en az iki korunma yöntemiyle korunmaları önerilmektedir. Tedavi öncesi mutlaka gebelik testi yaptırılmalıdır, tedavi boyunca gebelik testi yapılması istenebilir. Tedaviyi kestikten 2 ay sonra gebe kalınabilir.

4) Diğer Yöntemler: Aknenin güneş maruziyeti sonrası hafiflemesi nedeniyle günümüzde çeşitli ışık tedavileri ve lazer tedavileri kullanılmaya başlanmıştır. Bu amaçla KTP (potassium titanyl phosphate) lazer, 585 ve 595-nm pulsed dye lazer, diod lazer, radyofrekans ve fototerapi ile ilgili yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Bu tedavilerin etkinlikleri farklı ve tartışmalı olup maliyetleri de yüksektir. Özellikle akne skarlarının tedavisinde ablatif (deriyi soyarak tedavi eden) ve nonablatif lazerler başarıyla uygulanmaktadır.

5) Kombine Tedavi: İlk dört maddede bahsedilen tedavilerin çeşitli kombinasyonları hekim tarafından önerilebilmektedir.

Güneş Işığı ile Sivilcenin Arasında Bağlantı Var mıdır?

Güneş ışınları sivilceyi hafifletebilmektedir. Ultraviyole inflamasyonu baskılayarak etkili olmaktadır. Ancak cilt tipine uygun, yağsız güneşten koruyucu ürünler tercih edilmeli ve direk güneş altında durulmamalıdır.

Sivilce Tedavi Edilmese Olur mu?

Sivilce kronik olması, psikolojik stres oluşturması, tedavi edilmeyince kalıcı izler bırakabilmesi nedeniyle tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Eşlik eden farklı hastalıkların bulunabilmesi, bazı ilaçların sivilce oluşturması ve piyasada uygunsuz çok sayda ürünün sivilce tedavisinde denemesi gibi pek çok nedenden dolayı mutlaka bir doktor tarafından tercihen de (özellikle şiddetli olgular) dermatoloji uzmanı tarafından tedavi edilmesi gereken hastalıktır. Tedavi için başvuruda bulunmayan hastalar genellikle hastalığının geçeceğine dair inancını yitiren veya sivilceyi bir hastalık olarak görmeyip tedavisiz geçeceğini düşünen kişilerdir. Bu yüzden beden ve benlik kaygısının yüksek olduğu ergenlik döneminde görülen, hastaların psikolojisini de etkileyen bu hastalığın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmeli ve dermatoloğa başvurarak uygun tedavi yollarını araştırmalıdır. Ayrıca verilen tedavilerin etki göstermesi için en az 2-3 hafta geçmesi beklenmelidir. Bu nedenle tedavide en önemli nokta; sabırlı olmak, hekimle uyumlu olmak, verilen önerilere uymaktır. Hastanın uyumlu olması çok sayıda tedavi seçeneği olan bu hastalıkta istenilen sonuca ulaşılmasını kolaylaştıracaktır.

kaynak: Türk Dermatoloji Derneği
Okunma: 164

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir