Deterjanlar Hakkında Dikkat Edilmesi Gerekenler


Evimizde ve iş yerlerinde sıkça kullandığımız deterjanlar hakkında dikkat edilmesi ve bilinmesi gerekenleri kısa bir yazıda topladık.

Petro-Kimya ürünlerinden elde edilen, temizleme ve arıtma gibi işlemlerde kullanılan, toz, sıvı ya da krem şeklinde olabilen kimyasal maddelerdir. Deterjan Deterjan, kir sökücü anlamına gelmektedir ve sabun dışındaki temizleyicilerin tümü deterjan sınıfına girmektedir.

Günümüzden 4000 yıl öncesine ait eski Mısır kitabelerinde çamaşır yıkama işlemi anlatılmaktadır. Yıkama işleminde kullanılan en temel yüzey aktif madde olan sabunun ilk olarak ne zaman kullanıldığı belli değildir. Pompei şehri kalıntılarında sabun kalıpları bulunması sabunun tarihinin de hayli eski olduğunu göstermektedir. Temizlik maddelerinin gerçek gelişimi 19. yüzyılda sabunun bir yağ asidi tuzu olduğunun anlaşılması ile başlar. İlk modern deterjan 1907 yılında piyasaya çıkan PERSİLdir. Bu üründe yüzey aktif madde olarak sabun, su yumuşatıcı olarak soda, alkali olarak silikat ve dolgu olarak da sodyum sülfat bulunuyordu. Deterjan sanayinde en önemli değişiklik 1950 de dodesil benzen sülfonat’ın (DDBS) kullanıma sunulması ile yaşandı. Bu madde çok yüksek bir performansa sahipti ve bu sayede uzun yıllar deterjan formüllerinin omurgasını oluşturdu. DDBS’ın kötü bozunurluğunun yarattığı çevresel problemler 60’lı yıllarda lineer alkilbenzen sülfonat kullanımına geçilmesi ile aşıldı. Bu yıllarda iyi kir gevşetme-sökme yeteneği olan noniyonik yüzey aktif maddeler ve protein sökücü enzimler formüllere girdi.

Deterjan Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

• Deterjan seçimi, temizlenecek yüzeye ve uzaklaştırılması istenen materyale göre değişebilir.
• Örneğin, süt, sebze ve meyve işleyen bir fabrikanın günlük temizliğinde genellikle ılımlı alkali temizlik çözeltileri kullanılır.
• Et ve ürünlerinin üretildiği işletmelerde ise, yüzeye iyice yapışıp kalmış, kurumuş kalıntılar varsa, daha kuvvetli bir alkali temizlik maddesi kullanılır.
• Su sertliğinden oluşmuş kalıntıların temizlenmesinde orta kuvvetli asit temizlik madde karışımları kullanılmalıdır.
• Temizlenecek yüzeyde fazla yağlı maddeler bulunuyorsa, yüzey aktif bileşikler içeren deterjanlar kullanılmalıdır.

Deterjanların Kötü Etkileri

1) Deterjan artıklarının kanalizasyon yolu ile nehir ve göl sularını kirletmesidir Konsantrasyon arttıkça köpüklenme artar. Yüzey aktif maddelerin biyolojik parçalanmaya dayanıklı olması veya parçalanma hızının çok yavaş olması bir taraftan köpük miktarının çoğalmasına, diğer taraftan içme ve kullanma sularına sızan konsantrasyonun artmasına neden olur. Bu deterjanların kanalizasyonlara karışmaları sırasında oluşan trihalometan ve benzeri kimyasallar ortamdaki yararlı bakteri ve organizmalarında ölmesine sebep olmaktadır. Yapılan çalışmalarda, bu sularda yaşayan canlılarda biyokimyasal değişiklikler ve metabolik bozukluklar saptanmıştır.
2) Deterjanların cilt üzerine zararlı etkileri vardır. Yüzey aktif madde deriyle temas ettiğinde, derinin yağını alarak kurumasına, çatlamasına ve hassas kişilerde dermatite neden olmaktadır. Toz deterjanlara %50 oranında katılan soda, deterjanın tahriş etkisini artırmaktadır. Özellikle egzama tarzındaki dermatitler zamanla mikrop üremesi için çok uygun bir ortam yaratarak çeşitli enfeksiyonlara, mantar hastalıklarına ve lenf yolu hastalıklarına yol açabilir.
3) Kokulu deterjanlar (tuz ruhu, kezzap, çamaşır suyu gibi maddeler) akciğer hastalıklarına ve barsak kanserine yol açar. Deterjan katkı maddelerinden bazılarının imalat işçilerinde astıma ve nonspesifik bronşial rahatsızlıklara neden olduğu gösterilmiştir.
4) Deterjanların çoğunda çok miktarda fosfat ve klor vardır. Bunların yutulması veya solunması çok ciddi sorunlara yol açabilir. Bu yüzden bulaşıklar iyice durulanmalıdır. Ayrıca iyi bir durulama yapılmazsa deterjan kalıntıları kalacak ve daha sonra bu kaplara konacak yiyeceklere kimyasal geçişi olacaktır. Bulaşık yıkarken, sıcak veya ılık suyun etkisiyle buharlaşan klor gözlerin yanmasına, solumada zorluk, başın ağrıması gibi etkiler yapar.
5) Fosfat mavi yeşil alg oluşumunun temel nedenidir. Denizlerde, akarsularda ve göllerde en belirgin kirlenme sebebi mavi yeşil alg sayısındaki artıştır (ötrofikasyon). İzmir Körfezi, Köyceğiz Körfezi fosfat kaynaklı kirlenmenin ve ötrofikasyonun örnekleridir.

Yazıyı beğendiyseniz paylaşabilirsiniz:

kaynak: Ankara Üniversitesi
Okunma: 474

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir